|
Yazar ubeydullah
|
|
Çarşamba, 18 Kasım 2009 01:54 |
|
Saygı ve selamlar Mrb sayın arkadaşlarım hocalarım sizlerin arasından ayrılarak yeni bir hayata adım atmış bulunmaktayım. |
|
Salı, 08 Aralık 2009 10:36 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Sevde Gür
|
|
Cumartesi, 13 Aralık 2008 18:34 |
|
İnsan ne zaman doğar? Ne yapınca doğmuş olur? Doğum tarihi gerçek doğumu mudur? ... |
|
Perşembe, 18 Aralık 2008 20:14 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Yasemin Demirkol
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 09:22 |
|
Okulumuzda öğrencilerimize daha faydalı bir şekilde ilgilenebilmemiz için seminerlerimiz sırasında “Yaratıcı drama” dersleri de aldık. Üç gün süren hareketli ve çok keyifli bir çalışma programının bir uygulamasında, kartonun üzerine hepimizin sırayla tek elinin şablonunu çıkartmamamız istendi. Beraberinde de bizi temsil edecek bir kavramı çizdiğimiz el şablonunun içene yazdık. Kendimle ilgili “hoşgörü” kavramını yazdım. Diğer arkadaşlar da farklı şeyler yazdılar. Bizi biz yapan kendimizce belirlediğimiz bu ifadelerle aslında iç dünyamıza yönelik röntgenlerimiz çekilmiş oldu. Hepimizin avuç içlerimize yazabileceğimiz kendimizle ilgili olumlu ve güzel özelliklerimiz mutlaka vardır ama olumsuzlukları da içimizde barındırırız. Önemli olan olumsuz taraflarımızı törpülemek ve olumlu özelliklerimizi ön plana çıkartmak olmalıdır. Nefret, öfke, savaş, kin… Kim bu kelimelerin anlamıyla bizzat yüzleşmek ister ki? |
|
Cuma, 24 Ekim 2008 09:24 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Yasemin Demirkol
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 09:18 |
|
[Günü Yakala] “Akşam iş çıkışı alış verişini tamamlayıp eşiyle buluşup hızlı bir şekilde eve gitmişti. Hızlıydı çünkü yemeğe misafir davet etmişti. Onlar gelmeden yemekleri ve masayı hazırlamalıydı. Bir de evde anneannesiyle kalan kızının kendini beklediğini ve oynamak istediğini göz ardı etmemeliydi. Titizlikle yemekleri ve masayı hazırladı, ev kalabalıklaşmadan kızını doyurup, keyfini yapmaya çalıştı. Ama her şey insanın istediği gibi gitmeyebiliyordu; öyle de oldu. Yemek yemeyi istemeyen çocuğun peşinde dolaşırken yemeğin yerle bir olması ek bir temizliğe sebep oldu. Bununla da kalmadı. Annesinden yeterli ilgiyi görmediğini düşünen çocuk dikkat çekmek için huysuzluk yaparken anneye düşen görev, çocuğunun kaprislerini darbe emici gibi sindirmek ve rahatlatmak oldu. |
|
Cuma, 24 Ekim 2008 09:28 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Yasemin Demirkol
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 08:50 |
|
Türk kültürü içinde iyi bir yer edinmiştir kahve. Sohbetlerin koyulaşmasında, keyiflerin artmasında rolü küçümsenemez. Eskilerin ifadesiyle “taze elden pişmiş, taze bir kahve ” kokusuyla ve tadıyla tiryakinin keyfini tazelermiş. Günümüzde ise sınavına hazırlanan bir öğrencinin de masasında uykusunu kaçırsın maksadıyla hazırlanmış ve soğumasına rağmen yudumlanmaya devam eden kahveye de sanırım diyecek bir şeyimiz yok. Reklâmlarımızda bile “kokusunda davet var” diyerek yerini alıyor.
“Bir kahvenin kırk yıl hatırı olur ” demiş büyüklerimiz. Peki, benim geçen günlerde duyduğum , “askıda kahve”ye tevellüdü eski olanlar ne yorum getirirdi acaba? Askıya takılmış bir kahve… |
|
Cuma, 24 Ekim 2008 09:17 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|